Muhittin BAYRAK

Muhittin BAYRAK

Doğayı Sevmek Ne Zamandan Beri Suç Oldu ?

Ankara’da temmuz ayı başında yapılması planlanan NATO Zirvesi öncesinde yürütülen operasyonlar kapsamında, aralarında TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer’in de bulunduğu çok sayıda kişinin tutuklandığını üzülerek öğrendim.

Bu süreçte adı geçen isimler arasında hukukçular, akademisyenler, gazeteciler ve sivil toplum temsilcileri bulunuyor. Yargı organlarının yürüttüğü soruşturma elbette kendi mecrasında ilerleyecektir. Ancak alınan kararların kamuoyunda, özellikle de doğaya ve çevre mücadelesine gönül vermiş insanlar arasında derin bir üzüntü ve şaşkınlık yarattığını da görmezden gelemeyiz.

Benim bu konudaki hassasiyetim çok nettir.

Yıllarını bu memlekete, bu toprağa, bu doğaya adamış insanların böyle ağır bir hukuki süreçle karşı karşıya kalması vicdanları yaralamaktadır. Hele ki söz konusu isimlerden biri, tanıyan herkesin zarafetine, nezaketine ve doğa sevgisine şahitlik edeceği Nevzat Özer ise bu durum daha da düşündürücüdür.

Nevzat Özer ağabeyimiz, şehrimize yıllarca büyük emekler vermiş, ÇAYKUR’dan emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşmiş, ömrünü doğaya, ormanlara, yaylalara, çiçeklere, derelere, kelebeklere ve memleket toprağına adamış bir isimdir.

Onu tanıyanlar çok iyi bilir.

Nevzat Bey; son derece naif, beyefendi, kalbi sevgi ve hoşgörüyle dolu bir insandır. Onun doğa, insan ve yurt sevgisinden şüphe duymak mümkün değildir. Bugün onun ve benzer hassasiyetlerle hareket eden insanların tek gayesi, bu vatanın toprağını, suyunu, ağacını, deresini ve doğasını korumaktır.

O halde sormak gerekir:

Doğayı sevmek ne zamandan beri suç oldu?

Vatan toprağını korumak, derelere sahip çıkmak, ormanların geleceği için kaygı duymak, yaylaların talan edilmemesini istemek ne zamandan beri şüpheyle bakılması gereken bir davranış haline geldi?

Elbette devletin güvenliği, kamu düzeni ve hukukun işleyişi önemlidir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak hukuk, aynı zamanda ölçülülük, hakkaniyet ve somut delil ilkesine dayanmalıdır. Henüz gerçekleşmemiş ihtimaller üzerinden insanların özgürlüklerinden mahrum bırakılması, toplumda adalet duygusunu zedeleyen sonuçlar doğurabilir.

Nevzat Özer’in gözaltına alınıp tutuklanmasının arkasındaki düşünce, kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla, Ankara’daki NATO Zirvesi’ni demokratik ve barışçıl yollarla protesto edebilecek insanlar arasında yer alma ihtimalidir.

Ancak sadece bir ihtimal, sadece barışçıl protesto hakkının kullanılabileceği düşüncesi, bu denli ağır hukuki tedbirlere gerekçe yapılmamalıdır.

Ben yargı sürecinin sonunda hakkaniyetin yerini bulacağına inanmak istiyorum. Bu haksızlığa sebep olan yanılgıdan en kısa sürede dönüleceğini, Nevzat ağabeyimin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılacağını ve sürecin sonunda beraat ederek adaletin tecelli edeceğini ümit ediyorum.

Bugün mesele yalnızca Nevzat Özer meselesi değildir.

Bugün mesele, doğayı seven insanların, memleket toprağına sahip çıkanların, çevre duyarlılığıyla hareket edenlerin hangi gözle görüleceği meselesidir.

Ben inanıyorum ki bu ülkenin dağını, taşını, deresini, ormanını, çayını, çiçeğini seven insanlar suçlu değil; aksine bu memleketin en kıymetli değerleridir.

Nevzat Bey’e, ailesine, sevenlerine ve bu süreçten etkilenen herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Adaletin, sağduyunun ve vicdanın galip gelmesini temenni ediyorum.

aaaaa.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar